Son yıllarda piyasada ‘dilek ve evren’ hakkında çıkan sayısız kitap mevcut. Kabaca hepsini özetlersek anlatmak istedikleri şu oluyor: İsteyin yeter, evren size anında cevap verecektir! Sayfa sayısı 150–200 arasında değişen onlarca kitap aslında hep benim özet geçtiğim bu tek cümleyi anlatmıştır. Ama hiçbiri işin felsefesine eğilmemiştir, evrenle kastın tam olarak ne olduğunu anlatmamıştır. Çoğu sizin ‘burada’ oturup ‘yukarıdan bir yerden’ isteğinizi yerine getiren sihirli bir kargodan bahsetmiştir. Bazıları okuyucularını bu kadar aptal yerine koymaktan utanıp ‘Ama sizin de bir şeyler yapmanız lazım tabii.’ Diye eklemeyi ihmal etmemiştir. Biliyorum çünkü benim kitaplığımda da bunlardan birkaç tane mevcut!
Yalnız ben göğe kısık gözle bakıp dileğimin gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemek yerine, zamanımı daha çok ‘evrenin’ tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışmakla geçirdim. Tarih, felsefe, fizik, metafizik, spiritüalizm, okültizm, natüralizmi inceledim ve bir gün bilinen en eski Hint yazıtına denk geldim.
Her şeyin nasıl bir olduğunu, birin nasıl her şey olduğunu kavradım. Yukarılara bakıp da dileğimin gerçekleşmesini beklemek yerine, o ‘sihirli kargo’nun aslında her yerde olduğunu ve benim de onun bir zerresi olduğumu anladım. Dolayısıyla ilk yazdığımdaki gibi, önümde kocaman bir orkestra olduğunu ve benim de bu orkestranın maestrosu olduğumu çözdüm. İşin sanatı bu orkestraya çatlak ses sokmamaktan geçiyor ve bu da ancak benim duygu, düşünce ve davranışlarımla mümkün.
Enerji yok edilemez sadece şekil değiştirebiliyorsa, hayatın kendisi de enerjinin ta kendisi ise, o halde kendimizi değiştirebildiğimiz vakit çevremizi de etkileyebiliriz. Etki tepkiyi doğuruyorsa eğer, doğru davrandığımız vakit çevremizden de ümit ettiğimizi alırız demektir. Kısaca koltuğumuzda oturup dileğimizin bizi er ya da geç bulacağını beklemek yerine, vaktimizi kendimizi düzeltmekle geçirmeliyiz. Görmek yerine bakmayı, duymak yerine dinlemeyi öğrenmeliyiz.
Bunu başardığınız vakit, kendi orkestranızı fark etmiş olursunuz, iş sadece onu yönetmeye kalır.
Amacım, yıllarca peşine düştüğüm, kalbimizin atmasını sağlayandan tutun da herhangi bir yıldızın üzerindeki toz zerreciğine kadar kopmaksızın birbirine bağlı olan tek gücün, enerjinin işleyişini ve lehime nasıl çevirebileceğimi dair kendi çapımda araştırıp öğrendiklerimi size mümkün olduğu kadar basit bir dille aktarabilmek.
‘Bu gücün ne olduğu konusunda bir şey söyleyemem. Bildiğim tek şey var olduğudur.’
—Alexander Graham Bell-
0 yorum:
Yorum Gönder