Taslar,enerjiler,meditasyonlar ve ritüeller hakkında hersey burada !

27 Ağustos 2014 Çarşamba

                                                                Mum ritüelleri
İşin temel kısımlarını anladıysanız, bir ritüel yapmaya başlayabilirsiniz demektir. İlk denemelerinizi basit ritüellerle yapmanızı tavsiye ederim, böylelikle acemiliğinizi üstünüzden atar, sezgilerinizi kullanmakta geliştirirsiniz.
Mum ritüellerin gerçekleşmesi, daha yoğun konsantre ve zaman gerektiren bir pentagramlı ritüelden herhangi bir farkı yoktur. Her ikisinin de gerçekleşme olasılığı eşittir. Biri diğerinden daha ayinsel ve daha yoğun çaba ister ve belirli zamanları vardır, diğeri her an yapılabilir ve çok fazla törensel değildir o kadar.
Bir mum ritüelini gerçekleştirmek için, niyetinize göre olan mumun renginden bir tane mum alın (örn. Ritüeliniz aşka yönelik olacaksa, kırmızı renkli bir mum seçin), seçtiğiniz ritüel alanınızda yüzünüz kuzeye dönek olmalı. Eğer bulunduğunuz yerde yönü bilmiyorsanız, bir pusula kullanabilirsiniz. Elinizde bir pusula yoksa sarkacınıza kuzeyin hangi tarafta olduğunu sorabilirsiniz. Sarkacınız hangi yöne doğru dönüyor ya da hangi yöne doğru daha hızlı sallanıyor ise, o yönü baz alın.
Bir iğne ya da kürdan yardımıyla ritüelinizle ilgili kişinin adını ve soyadını mumun üzerine aşağıdan yukarıya, uca doğru yazın (Soyadının son harfi en yukarda olsun yani). Bu yapacağınız ritüel maddiyatla ilgiliyse eğer, o zaman sayıyı yazın ve son rakamı gene en yukarıda olmalı.
Ritüel alanınızın temiz olmasına dikkat edin. Mumu alana koyun ve karşısına geçerek dileğinize konsantre olun. Dileğinizi mumla aynı renkte bir kâğıda ve yine aynı renkte bir kalemle yazın ve mumun altına koyun. Mumun çevresi beyaz bir tebeşirle saat yönüne daire içine alın (daire negatif varlıklara karşı koruma kalkanı oluşturur). Tebeşiriniz yoksa parmağınızın ucundan altın renkli bir ışığın çıktığını imgeleyin ve mumun çevresine parmağınızın ucuyla bir daire çizin. Çizdiğiniz dairenin içine bir tutam tuz atın (tuz negatif enerjiyi yok eder). Yeniden gözlerinizi kapatın ve tekrar dileğinizi düşünün. Şimdi belli belirsiz bir sesle: ‘Varsın, birsin. Yerin ve göğün bilinenin ve bilinmeyenin tek yaratıcısı sahibi ve hâkimisin, dileğimin (dileğiniz ne ise onu adlandırın) senin tarafından ve ışığındaki varlıkların yardımıyla gerçekleşmesini istiyorum!’ deyin. Mumu bir kibritle yakın (çakmak kullanmayın). Kibritin alevini havada hızlı bir şekilde söndürün, üfleyerek söndürmeyin (ışığa gelmiş iyi varlıkların gitmesine sebep olursunuz). Yeniden gözlerinizi kapatın, bu sefer dileğinizin gerçekleştiğini göz önünüze getirin. Ritüeliniz aşka yöneliktiyse, onunla bir araya geldiğinizi ve o esnadaki yoğun duygularınızı düşünün. Maddiyatla ilgiliyse, yazdığınız rakamı elinizde tuttuğunuzu hayal edin ve nasıl bir duygu içerisine girdiğinizi hissedin. Evle ilgiliyse, hayal ettiğiniz evi satın aldığınızı ve ilk defa o eşikten geçerken duygularınızı hissedin, odaları tek tek gezin. Yeni aldığınız mobilyalara dokunun, şu anda elinizde var olan sevdiğiniz kişisel bir eşyanızı o evde görün.
Heyecanınızın veya duygularınızın en yoğun olduğu noktaya ulaştığınızı hissettiğiniz an ellerinizi muma doğru uzatın ve parmak uçlarınızdan bu duygu selinin mum alevine doğru aktığını düşünün. Kısık gözlerle muma bakın ve onun ışığının da içinize işlediğini düşünün. İçinizi aydınlattığını hissedin. Bunu hissettiğiniz an: ‘Ve dileğim kimseye zarar vermediği sürece gerçek olsun, öyle olsun!’ deyin. Gözlerinizi tamamen açın sağ işaret parmağınızla saat yönüne doğru havada dokuz daire çizin. Mumun altına koyduğunuz yazılı kâğıdı mum alevinde yakın (bunu biraz tehlikeli buluyorsanız kâğıdı daha önceden yanınıza aldığınız bir cezvenin içinde de yakabilirsiniz.), yakarken: ‘Dileğim gerçekleşti!’deyin. Kâğıdın kalıntılarını toprağa gömün ve mumun tümüyle yanıp bitmesine izin verin.
Teşekkür için bir avuç pirinci kuşlara savurun ya da sokak hayvanlarına yiyecek bir şey verin.
Ritüel yapmaya niyetlendiyseniz, ayın konumuna bakmayı unutmayın, daha önceden yazdığım mum renklerinden dileğinize uygun rengini ve gününü seçebilirsiniz. Doğru zaman ve doğru araçlarla yapacağınız ritüel dileğinizin gerçekleşmesine yardımcı olacaktır. Ancak ısrarla tekrarlamakta fayda görüyorum; kati kural diye bir şey yok, iç sesinize kulak verin ve hangi renk mumla hangi gün ritüel yapmak istiyorsanız o gün o renkle yapın.

Ben mum ritüelimi bu şekilde yapıyorum, zira siz bu ritüelin bir yeri size uymadığını düşünüyorsanız, o bölümünü kendi ilhamınızla değiştirebilirsiniz. Ayın konumuna ve dileğinizi kimin tarafından gerçekleşmesini istediğinizi belirtmeniz dışında değiştirilen bir kısmı için ben bir zarar göremiyorum.
00:56   Posted by Unknown in with No comments
Read More
                                                                               Düğüm ritüeli
Düğüm ritüeli sentetik olmayan, doğal bir kumaş ya da ipten yapılabilen basit bir ritüeldir. Kaynağı oldukça eskilere dayansa da bizler onu bilinçsizce hala uygulayan bir toplumuz. Çeşitli yerlerdeki türbe ve ‘dilek ağaçlarında’ bu ritüeli değiştirilmiş olarak, ‘çaput’ bağlayarak hala gerçekleştiririz.
Düğüm ritüelleri bir şeyi elde etmek için ya da başarı/kariyer alanında bir yükseliş arzulandığında, sınav sonuçlarının istenilen düzeyde olması gibi, elimizde olan ama ilahi bir desteğe de ihtiyaç duyduğumuz alanlarda kullanılır.
Karanlık aydan sonraki ilk hilal günü sessiz bir yere geçip oturun. Dileğinize konsantre olun. Kafanızda isteğinizi net olarak belirleyin. Elinizdeki ipe bir kaç damla limon yağı sürün.Limonun ferahlatıcı kokusunu içinize çekin, isteğinizi gerçekleştirmekte içinize nasıl bir güç verdiğini hissedin. Bunu başaracağınızı hissedin. İpi her iki elinizde tutarak üç kere gerin.Gözlerinizi kapayın ve etrafınızda altın sarısı bir ışıktan çok hızlı dönen bir hortum meydana geldiğini imgeleyin. Bu ışığın kalbinize girdiğini hissedin. Göğüs kafesiniz bu ışıkla dolduğunu hissettiğiniz an, kollarınızdan elinizdeki ipe doğru aktığını imgeleyin.Şimdi sanki bu ışığı yakalamışsınız gibi ipinize bir düğüm atın. Tekrar üç kere gerin. Size yardımcı olan ışık varlıklarına teşekkür edin ve dileğiniz gerçekleşene kadar ipi yanınızdan hiç ayırmayın. Dileğiniz gerçekleştiği zaman ipi toprağa gömün ya da ipi yakın ki düğüm sonsuza dek açılmasın.
Diğer bir variyasyonu ise bu ritüeli açık bir yerde gerçekleştirmektir. Eğer açık bir alanda bu ritüeli yapmaya niyetliyseniz, ya da sizi bir yer nedensizce çekiyor da orada bu ritüeli yapmak istiyorsanız, o zaman ritüelinizin sonunda ipe düğüm atmak yerine ipinizi bir ağaca ya da bir çalılığa bağlayın. Meşe, fındık gül ya da zeytin ağacı en makbulleridir. Ama çevrenizde bunlardan biri yok ise iç sesinizi dinleyerek başka bir ağaca da bağlayabilirsiniz. Dileğiniz gerçekleştiği vakit onu sökmeyin. Siz ipinizi ağaca bağladığınız zaman onu direk doğaya teslim ettiğiniz için, ipinize yüklediğiniz enerji ağacın dallarından köküne doğru akacak ve zaten toprağa karışacaktır. Bu durumda olası bir çözülmesinin herhangi bir önemi olmayacaktır. Çözülen sadece ip olur,ona yüklediğiniz enerji değil.


00:53   Posted by Unknown in with No comments
Read More
                                                        Bilinçaltına iniş meditasyonu 
Meditasyon, iç huzuru yakalamanızı ve öz varlığınıza ulaşmanızı sağlayan bilinçli bir odaklanma yöntemidir. Ritüellerinizde ve diğer çalışma alanlarınızda başarıyı elde etmenin en temel yolu, içinizdeki gücü tanımanız, kendinizi olduğunuz gibi kabullenmeniz ve var olan pozitif yönlerinizi daima geliştirmeyi çabalamaktan geçer. Siz olumsuz yanlarınızdan ne kadar arınırsanız, bütüne; var olan tek güce o kadar yaklaşırsınız.
Meditasyon size bu konuda yardımcı olacaktır ve bundan ötesi; kendinizde rahatsız olduğunuz noktalar var da kaynağını bulamıyorsanız, meditasyon bu olumsuz yönünüzü ortaya çıkaracak en etkili yöntemdir.
Meditasyonun özünde şekil ve kural yoktur. Siz kendinizi nasıl rahat hissediyorsanız, o şekilde oturursunuz, nasıl daha iyi konsantre oluyorsanız, o şekilde odaklanırsınız. Yine de bu konuda hiçbir fikriniz yok da ilgi duyuyorsanız, ama nasıl başlayacağınız konusunda da kafanız bir o kadar karışıksa, size ilham olmak için kendi yöntemimden bahsedeceğim. Zamanlaması dışında her şeyi kendinize göre değiştirebilir ya da komple aynısını uygulayabilirsiniz:
ZAMANI: Dolunaydan küçülen aya.Gece, uyumadan evvel.
Sırt üstü yatağınıza uzanın. Bir ametist taşınız var ise, bunu önce elinizde ısıtın sonra alnınıza koyun. Gözlerinizi kapatın ve derin bir nefes alıp verin. Aldığınız nefes burnunuzdan nasıl içeri girip akciğerinize kadar gittiğini hayal edin. İkinci nefesten itibaren bütün düşüncelerinizi bloke edin,hiç bir şey düşünmemeye gayret edin. Bulunduğunuz odanın içindeki havanın altınımsı bir ışık olduğunu hayal edin. Bu ışığın ılık ve saf sevgiden oluştuğunu düşünün. Her aldığınız nefeste bu altınımsı ılık sevgi ışığını içinize çektiğinizi hayal edin. İçinizde, her hücrenize kadar ulaştığını ve göğüs kafesinizde nasıl kümelenip her nefesinizde daha da parlaklaştığını göz önünüze getirin. Buna karşılık verdiğiniz her nefesin karanlık ve kirli olduğunu düşünün. Her aldığınız nefeste ‘Pozitif gücü içime çekiyorum.’ deyip, her verdiğiniz nefeste: ‘Tüm negatifliği içimden atıyorum.’ deyin.
Bunu tam 9 kere tekrarlayın. 10. nefesten itibaren içinizin tümüyle ışıkla dolduğunu düşünün. Gözünüzün önüne bir orman getirin, yerlerin tümüyle yaprak, toprak, dal ve otlarla örtülü olduğu; ağaçların gökyüzüne kadar uzandığı hafif sisli ama gün ışığının ısrarla arasından geçmeyi başardığı bir orman. (siz bunu bir deniz kenarı ya da kırlık bir alan olarak da hayal edebilirsiniz elbette) Çevrenize bakının, detaylara dikkat edin. Şimdi yere bakın, yalın ayak olarak bastığınız toprağın ıslaklığını ve sertliğini hissedin. Hafif esen rüzgârı hissedin ve yaprakların hışırtısına kulak verin. Yeterince konsantre olup bunları göz önüne getirmeyi başardıysanız, ayaklarınıza bakarak adım atmaya başlayın. Sizden yaklaşık 20 metre ileride bir çukur olduğunu düşünün ve oraya doğru gidin. Çukurun başına geldiğinizde, bunun bir çukur olmadığını, aşağı doğru inen bir merdiven olduğunu ve merdivenin sonunda, aşağıda, sağ tarafta gri demir bir kapı olduğunu düşünün. Kaç yaşındaysanız, basamakların da o kadar basamak olduğunu düşünün. Durduğunuz eşik, sizin şu anki yaşınız. Ayaklarınıza bakın. Onların nasıl çamurladığını görün. Merdivenden inmeye başlayın. Sağ ayağınızla ilk adımı atın sol ayağınızı yanına koyun. Tıpkı merdiven inmeyi yeni öğrenen küçük bir çocuk gibi. Her indiğiniz basamakta yaşınızdan geriye doğru sayın. Örn. 25 yaşındıysanız, indiğiniz ilk basamakta ‘24’ deyin, sonraki indiğiniz basamakta ‘23’ deyin. Herhangi bir basamakta gözünüzün önüne flaş patlaması gibi bir anı gelirse, olduğunuz yerde durun ve anınızı izlemeye koyulun. Sizde bir iz bırakmadığının kanaatine vardıysanız merdiveni inmeye devam edin.
Kapıya ulaştığınızda elinizi görün, o ağır, hantal, gri kapıya dokunun. Soğukluğunu hissedin. Kapı kolunu kavrayın ve onu açın. İçerisinin darmadağın karanlık ve ıslak depovari bir yer olduğunu düşünün. Koliler varsa onları düzeltin, içlerine bakmayı ihmal etmeyin. Islaklığı hemen yanı başınızda duran bir paspas ve kovayla temizlemeye koyulun. Tezgâh veya dolaplar varsa hepsinin içine bakın. Yapabileceğiniz en mükemmel temizliği yapın. Gözünün önünde bir hatıra canlandığı vakit durun izleyin.
İşiniz bittiğinde etrafa bakın, kirli ya da dağınık bir yer varsa düzeltin ve kapıyı kapatın.
Bu teknikle bilinçaltınıza inmiş ve orayı düzenlemiş olursunuz. Bunu her dolunaydan küçülen aya doğru yaparsanız, iç dengenizi oturtmuş olursunuz. Olurda uyuyakalırsanız, sorun değildir; ilerleyebildiğiniz kadarıyla bile olumlu sonuçlar alacaksınızdır.
Eğer sonuna kadar uyumamayı başardıysanız, ametist taşınızı başınızdan alıp yastığınızın altına koyup uyuyun. Ertesi gün taşınızı bol su altında yıkayın.







00:41   Posted by Unknown in with No comments
Read More

7 Ağustos 2014 Perşembe

 Bilinçaltına iniş meditasyonu 
Meditasyon, iç huzuru yakalamanızı ve öz varlığınıza ulaşmanızı sağlayan bilinçli bir odaklanma yöntemidir. Ritüellerinizde ve diğer çalışma alanlarınızda başarıyı elde etmenin en temel yolu, içinizdeki gücü tanımanız, kendinizi olduğunuz gibi kabullenmeniz ve var olan pozitif yönlerinizi daima geliştirmeyi çabalamaktan geçer. Siz olumsuz yanlarınızdan ne kadar arınırsanız, bütüne; var olan tek güce o kadar yaklaşırsınız.
Meditasyon size bu konuda yardımcı olacaktır ve bundan ötesi; kendinizde rahatsız olduğunuz noktalar var da kaynağını bulamıyorsanız, meditasyon bu olumsuz yönünüzü ortaya çıkaracak en etkili yöntemdir.
Meditasyonun özünde şekil ve kural yoktur. Siz kendinizi nasıl rahat hissediyorsanız, o şekilde oturursunuz, nasıl daha iyi konsantre oluyorsanız, o şekilde odaklanırsınız. Yine de bu konuda hiçbir fikriniz yok da ilgi duyuyorsanız, ama nasıl başlayacağınız konusunda da kafanız bir o kadar karışıksa, size ilham olmak için kendi yöntemimden bahsedeceğim. Zamanlaması dışında her şeyi kendinize göre değiştirebilir ya da komple aynısını uygulayabilirsiniz:
ZAMANI: Karanlık aydan küçülen aya.Gece, uyumadan evvel.
Sırt üstü yatağınıza uzanın. Bir ametist taşınız var ise, bunu önce elinizde ısıtın sonra alnınıza koyun. Gözlerinizi kapatın ve derin bir nefes alıp verin. Aldığınız nefes burnunuzdan nasıl içeri girip akciğerinize kadar gittiğini hayal edin. İkinci nefesten itibaren bütün düşüncelerinizi bloke edin,hiç bir şey düşünmemeye gayret edin. Bulunduğunuz odanın içindeki havanın altınımsı bir ışık olduğunu hayal edin. Bu ışığın ılık ve saf sevgiden oluştuğunu düşünün. Her aldığınız nefeste bu altınımsı ılık sevgi ışığını içinize çektiğinizi hayal edin. İçinizde, her hücrenize kadar ulaştığını ve göğüs kafesinizde nasıl kümelenip her nefesinizde daha da parlaklaştığını göz önünüze getirin. Buna karşılık verdiğiniz her nefesin karanlık ve kirli olduğunu düşünün. Her aldığınız nefeste ‘Pozitif gücü içime çekiyorum.’ deyip, her verdiğiniz nefeste: ‘Tüm negatifliği içimden atıyorum.’ deyin.
Bunu tam 9 kere tekrarlayın. 10. nefesten itibaren içinizin tümüyle ışıkla dolduğunu düşünün. Gözünüzün önüne bir orman getirin, yerlerin tümüyle yaprak, toprak, dal ve otlarla örtülü olduğu; ağaçların gökyüzüne kadar uzandığı hafif sisli ama gün ışığının ısrarla arasından geçmeyi başardığı bir orman. (siz bunu bir deniz kenarı ya da kırlık bir alan olarak da hayal edebilirsiniz elbette) Çevrenize bakının, detaylara dikkat edin. Şimdi yere bakın, yalın ayak olarak bastığınız toprağın ıslaklığını ve sertliğini hissedin. Hafif esen rüzgârı hissedin ve yaprakların hışırtısına kulak verin. Yeterince konsantre olup bunları göz önüne getirmeyi başardıysanız, ayaklarınıza bakarak adım atmaya başlayın. Sizden yaklaşık 20 metre ileride bir çukur olduğunu düşünün ve oraya doğru gidin. Çukurun başına geldiğinizde, bunun bir çukur olmadığını, aşağı doğru inen bir merdiven olduğunu ve merdivenin sonunda, aşağıda, sağ tarafta gri demir bir kapı olduğunu düşünün. Kaç yaşındaysanız, basamakların da o kadar basamak olduğunu düşünün. Durduğunuz eşik, sizin şu anki yaşınız. Ayaklarınıza bakın. Onların nasıl çamurladığını görün. Merdivenden inmeye başlayın. Sağ ayağınızla ilk adımı atın sol ayağınızı yanına koyun. Tıpkı merdiven inmeyi yeni öğrenen küçük bir çocuk gibi. Her indiğiniz basamakta yaşınızdan geriye doğru sayın. Örn. 25 yaşındıysanız, indiğiniz ilk basamakta ‘24’ deyin, sonraki indiğiniz basamakta ‘23’ deyin. Herhangi bir basamakta gözünüzün önüne flaş patlaması gibi bir anı gelirse, olduğunuz yerde durun ve anınızı izlemeye koyulun. Sizde bir iz bırakmadığının kanaatine vardıysanız merdiveni inmeye devam edin.
Kapıya ulaştığınızda elinizi görün, o ağır, hantal, gri kapıya dokunun. Soğukluğunu hissedin. Kapı kolunu kavrayın ve onu açın. İçerisinin darmadağın karanlık ve ıslak depovari bir yer olduğunu düşünün. Koliler varsa onları düzeltin, içlerine bakmayı ihmal etmeyin. Islaklığı hemen yanı başınızda duran bir paspas ve kovayla temizlemeye koyulun. Tezgâh veya dolaplar varsa hepsinin içine bakın. Yapabileceğiniz en mükemmel temizliği yapın. Gözünün önünde bir hatıra canlandığı vakit durun izleyin.
İşiniz bittiğinde etrafa bakın, kirli ya da dağınık bir yer varsa düzeltin ve kapıyı kapatın.
Bu teknikle bilinçaltınıza inmiş ve orayı düzenlemiş olursunuz. Bunu her karanlık aydan küçülen aya doğru yaparsanız, iç dengenizi oturtmuş olursunuz. Olurda uyuyakalırsanız, sorun değildir; ilerleyebildiğiniz kadarıyla bile olumlu sonuçlar alacaksınızdır.
Eğer sonuna kadar uyumamayı başardıysanız, ametist taşınızı başınızdan alıp yastığınızın altına koyup uyuyun. Ertesi gün taşınızı bol su altında yıkayın.

02:01   Posted by Unknown in with No comments
Read More

29 Temmuz 2014 Salı

Son yıllarda piyasada ‘dilek ve evren’ hakkında çıkan sayısız kitap mevcut. Kabaca hepsini özetlersek anlatmak istedikleri şu oluyor: İsteyin yeter, evren size anında cevap verecektir! Sayfa sayısı 150–200 arasında değişen onlarca kitap aslında hep benim özet geçtiğim bu tek cümleyi anlatmıştır. Ama hiçbiri işin felsefesine eğilmemiştir, evrenle kastın tam olarak ne olduğunu anlatmamıştır. Çoğu sizin ‘burada’ oturup ‘yukarıdan bir yerden’ isteğinizi yerine getiren sihirli bir kargodan bahsetmiştir. Bazıları okuyucularını bu kadar aptal yerine koymaktan utanıp ‘Ama sizin de bir şeyler yapmanız lazım tabii.’ Diye eklemeyi ihmal etmemiştir. Biliyorum çünkü benim kitaplığımda da bunlardan birkaç tane mevcut!
Yalnız ben göğe kısık gözle bakıp dileğimin gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemek yerine, zamanımı daha çok ‘evrenin’ tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışmakla geçirdim. Tarih, felsefe, fizik, metafizik, spiritüalizm, okültizm, natüralizmi inceledim ve bir gün bilinen en eski Hint yazıtına denk geldim.
Her şeyin nasıl bir olduğunu, birin nasıl her şey olduğunu kavradım. Yukarılara bakıp da dileğimin gerçekleşmesini beklemek yerine, o ‘sihirli kargo’nun aslında her yerde olduğunu ve benim de onun bir zerresi olduğumu anladım. Dolayısıyla ilk yazdığımdaki gibi, önümde kocaman bir orkestra olduğunu ve benim de bu orkestranın maestrosu olduğumu çözdüm. İşin sanatı bu orkestraya çatlak ses sokmamaktan geçiyor ve bu da ancak benim duygu, düşünce ve davranışlarımla mümkün.
Enerji yok edilemez sadece şekil değiştirebiliyorsa, hayatın kendisi de enerjinin ta kendisi ise, o halde kendimizi değiştirebildiğimiz vakit çevremizi de etkileyebiliriz. Etki tepkiyi doğuruyorsa eğer, doğru davrandığımız vakit çevremizden de ümit ettiğimizi alırız demektir. Kısaca koltuğumuzda oturup dileğimizin bizi er ya da geç bulacağını beklemek yerine, vaktimizi kendimizi düzeltmekle geçirmeliyiz. Görmek yerine bakmayı, duymak yerine dinlemeyi öğrenmeliyiz.
Bunu başardığınız vakit, kendi orkestranızı fark etmiş olursunuz, iş sadece onu yönetmeye kalır.
Amacım, yıllarca peşine düştüğüm, kalbimizin atmasını sağlayandan tutun da herhangi bir yıldızın üzerindeki toz zerreciğine kadar kopmaksızın birbirine bağlı olan tek gücün, enerjinin işleyişini ve lehime nasıl çevirebileceğimi dair kendi çapımda araştırıp öğrendiklerimi size mümkün olduğu kadar basit bir dille aktarabilmek.

‘Bu gücün ne olduğu konusunda bir şey söyleyemem. Bildiğim tek şey var olduğudur.’
                                                                         —Alexander Graham Bell-   



05:58   Posted by Unknown in with No comments
Read More

Bookmark Us

Delicious Digg Facebook Favorites More Stumbleupon Twitter

Search